London Partners Realty

London Partners Realty LPR, Türkiye ve İngiltere'de gayrimenkul yatırımları için danışmanlık hizmetleri vermektedir.

İngiltere’de Arazi Yatırımı: Toprağa Değil, Potansiyele YatırımArazi yatırımı denildiğinde çoğu kişinin aklına düşük fiy...
23/07/2026

İngiltere’de Arazi Yatırımı: Toprağa Değil, Potansiyele Yatırım

Arazi yatırımı denildiğinde çoğu kişinin aklına düşük fiyattan bir yer satın almak ve yıllar içinde değerlenmesini beklemek geliyor. İngiltere’de ise profesyonel arazi yatırımının mantığı ise bundan oldukça farklıdır.

Burada yatırımın konusu yalnızca toprağın bugünkü değeri değil; arazinin gelecekte hangi amaçla kullanılabileceği, üzerine ne kadar yapılaşma yapılabileceği ve bir geliştirici açısından ne ölçüde satın alınabilir hale getirilebileceğidir.

Başka bir ifadeyle yatırımcı, mevcut bir gayrimenkulden çok gelecekte oluşabilecek bir geliştirme hakkına yatırım yapar. Bu nedenle aynı bölgede bulunan, benzer büyüklükteki iki arazinin yatırım değeri birbirinden tamamen farklı olabilir. Bir arazi konut gelişimine uygun görülürken diğeri; ulaşım, altyapı, çevresel kısıtlamalar, mülkiyet yapısı veya yerel planlama politikaları nedeniyle uzun yıllar geliştirilemeyebilir.

Araziyi değerli yapan yalnızca konumu değildir.

• Bölgedeki konut ihtiyacı
• Yerel yönetimin gelişim planları
• Ulaşım ve altyapı bağlantıları
• Arazinin mevcut kullanım statüsü
• Planlama izni alma ihtimali
• Çevresel ve teknik kısıtlamalar
• Geliştiricilerin bölgedeki talebi
• Projenin ekonomik olarak uygulanabilirliği birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle planlama izni, arazinin değer oluşumundaki en önemli eşiklerden biridir. Ancak “izin alınabilir” düşüncesi tek başına yeterli değildir. Kaç konut yapılabileceği, gerekli altyapı yatırımları, uygun fiyatlı konut yükümlülükleri, yerel katkılar, proje maliyetleri ve geliştiricinin hedeflediği kârlılık da hesaba katılmalıdır.

Kâğıt üzerinde yüksek potansiyel taşıyan bir arazi, geliştirme maliyetleri ve yükümlülükler eklendiğinde ekonomik anlamını kaybedebilir. Bu yüzden arazi yatırımında asıl soru: “Bu arazi bugün ne kadar ucuz?” değil, “Bu arazi hangi süreçlerden geçirilerek, kim için ve hangi değer seviyesinde satın alınabilir bir ürüne dönüşebilir?” olmalıdır.

Kazanç çoğu zaman yalnızca satın alma ile satış fiyatı arasındaki farktan doğmaz. Değer; doğru arazinin bulunması, risklerin satın alma öncesinde ölçülmesi, planlama stratejisinin oluşturulması ve arazinin geliştiricinin satın alma kriterlerine uygun hâle getirilmesiyle yaratılır.

Bu nedenle İngiltere’de arazi yatırımı pasif bir bekleme modeli değil; yerel bilgi, teknik inceleme, hukuki yapı, finansal fizibilite ve profesyonel süreç yönetimi gerektiren aktif bir değer geliştirme işidir.

Toprak sınırlıdır; fakat her toprak yatırım değildir. Yatırım değeri, üzerinde ne yapılabileceğinin gerçekçi biçimde analiz edilmesiyle ortaya çıkar.

İngiltere’de bir gayrimenkul satın almak kadar, onu doğru yönetmek de önemlidir.Özellikle İngiltere dışında yaşayan mülk...
22/07/2026

İngiltere’de bir gayrimenkul satın almak kadar, onu doğru yönetmek de önemlidir.

Özellikle İngiltere dışında yaşayan mülk sahipleri için kiralama süreci yalnızca kiracı bulmaktan ibaret değildir.

Doğru kira değerinin belirlenmesi, kiracı referanslarının kontrol edilmesi, sözleşme ve teslim süreçlerinin yönetilmesi, kira tahsilatının takibi ve bakım taleplerinin zamanında çözülmesi yatırımın gerçek performansını doğrudan etkiler.

Yanlış fiyatlama evin uzun süre boş kalmasına, yetersiz kiracı kontrolü ise kira kaybına, mülk hasarına ve hukuki sorunlara yol açabilir.

Bu nedenle iyi bir kiralama yönetimi;

• Gelirin düzenli takip edilmesini
• Mülkün değerinin korunmasını
• Yasal yükümlülüklerin izlenmesini
• Mülk sahibine düzenli raporlama yapılmasını sağlar

LPR | London Partners Realty olarak, İngiltere’de halihazırda evi bulunan mülk sahiplerine de uçtan uca kiralama ve mülk yönetimi desteği sunuyoruz.

Evinizi bizden satın almış olmanız gerekmez. İyi bir yatırım, yalnızca satın alındığında değil; doğru yönetildiğinde gerçek performansına ulaşır.

UKProperty

Gayrimenkul yatırımında yalnızca kira tutarına bakmak çoğu zaman yeterli değil. Asıl soru şu: Kira geliriniz, zaman için...
16/07/2026

Gayrimenkul yatırımında yalnızca kira tutarına bakmak çoğu zaman yeterli değil. Asıl soru şu: Kira geliriniz, zaman içinde satın alma gücünü ne kadar koruyor?

Son 12 aylık dönemde, İngiltere’de aylık 1.000 Pound kira geliri elde eden bir yatırımcının toplam brüt kira geliri, aylık TCMB döviz alış kurlarıyla yaklaşık 693 bin TL karşılığına ulaşıyor.

Türkiye’de ise aynı dönemin başında yaklaşık 53.500 TL seviyesinde başlayan ve 12 ay boyunca sabit kalan bir kira gelirinin nominal toplamı yaklaşık 643 bin TL olsa da, enflasyon etkisi dikkate alındığında reel karşılığı yaklaşık 566 bin TL’ye geriliyor.

Buradaki konu yalnızca pound’un değer kazanması değil. Daha önemli olan, kira gelirinin hangi para birimi üzerinden üretildiği ve bu gelirin satın alma gücünü ne ölçüde koruyabildiği.

Elbette bu çalışma; vergi, bakım, yönetim giderleri, boş kalma riski ve gayrimenkulün değer artışı gibi unsurları içeren tam bir yatırım karşılaştırması değil. Ancak önemli bir noktayı net biçimde gösteriyor: Gayrimenkul yatırımında kira getirisi kadar, gelirin para birimi ve enflasyona karşı dayanıklılığı da analiz edilmelidir.

Sizce bir yatırım kararında daha belirleyici olan hangisi: yüksek nominal kira getirisi mi, yoksa satın alma gücünü koruyan döviz bazlı gelir mi?

TL bazında yüksek kazanç, Pound bazında da yüksek kazanç anlamına gelir mi? İlk bakışta cevap "evet" gibi görünüyor.Son ...
06/07/2026

TL bazında yüksek kazanç, Pound bazında da yüksek kazanç anlamına gelir mi? İlk bakışta cevap "evet" gibi görünüyor.

Son üç yılda Türkiye'de konut fiyatları ve kiralar çok hızlı arttı. Hatta birçok yatırımcı bu artışa bakarak Türkiye'nin açık ara daha yüksek kazanç sağladığını düşünüyor.

Ancak uluslararası bir yatırımcı için asıl soru farklıdır: Kazancınız hangi para biriminde ölçülüyor?

Hazırladığımız çalışmada aynı tarihte £100.000 sermaye ile;

🇬🇧 Londra'da,
🇹🇷 İstanbul'da

kiraya verilmek üzere bir konut satın alındığını varsaydık.

Hesaplamada yalnızca konut fiyat artışını değil;

• kira gelirlerini,
• yıllık kira artışlarını,
• enflasyonu,
• ve en önemlisi son üç yıldaki GBP/TRY kur değişimini birlikte değerlendirdik.

Çünkü TL cinsinden elde edilen her kira geliri ve konut satış bedeli, nihayetinde Pound'a çevrildiğinde gerçek yatırım performansı ortaya çıkıyor.

Bu analiz bana bir gerçeği daha hatırlattı.

Gayrimenkul yatırımında yalnızca fiyat artışına odaklanmak çoğu zaman eksik bir değerlendirme oluyor.

Yatırım yapılan ülkenin para birimi, ekonomik istikrarı, kira piyasasının sürdürülebilirliği ve talep yapısı da en az fiyat artışı kadar önemli.

Bu noktada İngiltere'nin önemli avantajları bulunuyor.

Özellikle istikrarlı ekonomik yapısı, güçlü hukuki altyapısı ve sürekli konut talebi, uzun vadeli yatırımcı açısından öngörülebilirliği artırıyor. Ayrıca yatırım yalnızca Londra ile sınırlı değil. Son yıllarda Birmingham, Manchester, Leeds, Liverpool ve Newcastle gibi şehirlerde Londra'ya göre daha yüksek kira getirisi sunan fırsatlar dikkat çekiyor.

Dolayısıyla doğru soru belki de şudur:

"Hangi ülkenin konut fiyatı daha fazla arttı?" değil, "Hangi yatırım Pound bazında daha fazla servet oluşturdu?"

Siz olsaydınız, önümüzdeki 10 yılı düşünerek hangi piyasayı tercih ederdiniz?İlerleyen paylaşımda bu çalışmayı bir adım daha ileri taşıyabiliriz: "Son 10 yılda aynı karşılaştırma yapılsaydı sonuç nasıl olurdu?" Bence bu analiz, yatırımcıların bakış açısını değiştirecek kadar çarpıcı olabilir.

Avrupa'nın birçok ülkesinde ortak bir sorun var: **konut açığı.**Almanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere'nin tamamı yeni ...
04/07/2026

Avrupa'nın birçok ülkesinde ortak bir sorun var: **konut açığı.**

Almanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere'nin tamamı yeni konut üretimini artırmaya çalışıyor. Ancak yatırımcı açısından asıl soru şu:

**Konut açığı olan ülke mi daha caziptir, yoksa bu açığın öngörülebilir bir yatırım ortamına dönüştüğü ülke mi?**

Bence bu ayrım oldukça önemli.

İngiltere'de de konut arzı uzun süredir talebin gerisinde kalıyor. Ancak bu tabloyu diğer Avrupa ülkelerinden ayıran bazı temel özellikler var.

• Konut piyasası düzenli ve şeffaf resmi verilerle takip edilebiliyor.

• Kira piyasası güçlü ve arz yetersizliği kira talebini desteklemeye devam ediyor.

• Hukuki altyapı, finansman seçenekleri ve profesyonel hizmet ağı uluslararası yatırımcı için daha öngörülebilir bir süreç sunuyor.

• Regeneration projeleri, ulaşım yatırımları ve bilim-teknoloji odaklı büyüme stratejileri, yalnızca bugünkü talebi değil gelecekte oluşacak konut ihtiyacını da şekillendiriyor.

Bu nedenle biz London Partners Realty olarak yalnızca **"konut açığı var"** söylemiyle hareket etmiyoruz.

Bizim odak noktamız;

**Doğru lokasyonu, doğru projeyi ve doğru yönetim modelini** belirleyerek yapısal talebi uzun vadeli yatırım değerine dönüştürmek.

Çünkü başarılı bir gayrimenkul yatırımı, sadece bugün ihtiyaç olan yerde değil; yarın da talebin devam edeceği bölgelerde konumlanabilmektir.

Hazırladığımız infografikte İngiltere'yi Almanya, Hollanda ve Fransa ile konut açığı ve son yıllardaki yeni konut üretimi açısından karşılaştırdık.

Sizce Avrupa'da önümüzdeki 10 yılda konut arzı ile talep arasındaki makasın en fazla açılacağı ülke hangisi?

İngiltere’de Kiracı Talebi Yıl Boyunca Aynı SeyretmezGayrimenkul yatırımında çoğu zaman satın alma fiyatına, kira getiri...
01/07/2026

İngiltere’de Kiracı Talebi Yıl Boyunca Aynı Seyretmez

Gayrimenkul yatırımında çoğu zaman satın alma fiyatına, kira getirisine ve bölgenin değer artış potansiyeline odaklanıyoruz. Ancak yatırımın gerçek performansını etkileyen önemli bir unsur daha var: kiralama zamanlaması.
Özellikle Londra ve İngiltere’nin büyük iş ve üniversite şehirlerinde kiralama piyasası belirli bir yıllık döngü içinde hareket ediyor.

Elbette bölgeye, konut tipine ve hedef kiracı profiline göre farklılıklar olabilir; ancak genel eğilim şu şekilde:
Ocak–Mart: İş değişiklikleri ve şehirler arası taşınmalar talebi destekler. Piyasa tamamen durgun değildir; ancak kiracılar seçenekleri daha dikkatli karşılaştırdığı için gerçekçi fiyatlama önem kazanır.

Nisan–Haziran: Piyasanın ivme kazandığı dönemdir. Yeni iş başlangıçları, kurumsal taşınmalar, eğitim planları ve yaz dönemine hazırlık nedeniyle daha fazla kiracı arayışa girer.
Bu hareketlilik yalnızca gözleme dayalı değil. Hamptons’ın Nisan 2026 verilerine göre İngiltere’de piyasaya yeni çıkan her kiralık konut için ortalama 6,3 kiracı adayı bulunuyordu. Yılın başında bu sayı 5,1 seviyesindeydi. Başka bir ifadeyle, kiracı rekabeti birkaç ay içinde yaklaşık %24 arttı. (Hamptons)

Temmuz–Eylül: Genellikle kiralama piyasasının en yoğun dönemidir. Öğrenciler, yeni mezunlar, iş nedeniyle taşınan profesyoneller ve okul dönemi başlamadan yerleşmek isteyen aileler aynı anda piyasaya girer.
Birçok kiracı temmuz ve ağustos aylarında sözleşmesini tamamlarken, taşınmaların önemli bir bölümü eylül ayına kadar devam eder.

Ekim: Yaz döneminin kısa bir uzantısı olarak düşünülebilir. Yoğunluk azalmaya başlasa da geç taşınan öğrenciler, profesyoneller ve aileler nedeniyle işlem hacmi devam eder.

Kasım–Aralık: Piyasa daha sakin bir döneme girer. Kiracı sayısı azalırken doğru fiyatlama, mülkün sunumu, ilan kalitesi ve emlak yönetim şirketinin pazarlama gücü daha önemli hâle gelir.

Buradaki önemli nokta şu: Bir gayrimenkul yılın her döneminde kiraya verilebilir. Ancak her dönemde aynı fiyatlama ve pazarlama stratejisini uygulamak doğru değildir. Yoğun sezonda ev sahipleri daha geniş bir kiracı havuzuna ulaşabilir ve boşluk süresini azaltabilir. Daha sakin dönemlerde ise piyasanın üzerinde kira talep etmek, birkaç haftalık ilave gelir elde etmeye çalışırken mülkün daha uzun süre boş kalmasına neden olabilir.

Başarılı yatırımcı, yalnızca “en yüksek aylık kirayı” hedefleyen değil doğru kiracıyı, doğru zamanda, sürdürülebilir bir kira bedeliyle bulan yatırımcı değildir. Çünkü bir yatırımın gerçek kira getirisi yalnızca ilan edilen aylık kira üzerinden değil; mülkün yıl içinde kaç gün boş kaldığı, kiracının kalış süresi ve tahsilatın düzenliliği üzerinden hesaplanmalıdır.

22/06/2026

İngiltere Merkez Bankası, 18 Haziran 2026 tarihli toplantısında politika faizini %3,75 seviyesinde sabit tuttu. Karar 7’ye karşı 2 oyla alındı. Peki mortgage piyasası da sabit mi?

Faiz kararının değişmemesi, mortgage piyasasında seçeneklerin ve fırsatların değişmediği anlamına gelmiyor. Bankalar ve finans kuruluşları kredi ürünlerini, faiz oranlarını ve başvuru koşullarını düzenli olarak güncellemeye devam ediyor.

Bu dönem özellikle;

• Sabit faizli mortgage süresi sona yaklaşanlar,

• İngiltere’den gayrimenkul satın almayı planlayanlar,

• Mevcut kredisini yeniden yapılandırmayı düşünenler,

• Buy-to-let portföyündeki finansman koşullarını gözden geçirmek isteyen yatırımcılar için mevcut seçenekleri değerlendirmek açısından önemli olabilir.

London Partners Realty olarak yatırımcılarımıza;

✓ İngiltere’de uzman mortgage danışmanlarına erişim,

✓ Yatırımcının mali yapısına ve satın alınacak gayrimenkule uygun finansman seçeneklerinin değerlendirilmesi,

✓ Banka, danışman, avukat ve geliştirici arasındaki sürecin koordinasyonu,

✓ Başvurudan kredi kullanımına kadar düzenli bilgilendirme,

✓ Satın alma ve yeniden finansman süreçlerinde uçtan uca destek

sunuyoruz.

Özellikle İngiltere dışında yaşayan yatırımcılar açısından yalnızca faiz oranına değil; kredi-değer oranına, toplam finansman maliyetine, kira gelirine, vergi yapısına ve uzun vadeli yatırım planına birlikte bakılması gerektiğine inanıyoruz.

İngiltere’deki gayrimenkul yatırımınız için mortgage seçeneklerini değerlendirmek üzere London Partners Realty ile iletişime geçebilirsiniz.

📧 [email protected]

📞 +90 312 870 11 35

Call now to connect with business.

"Oxbridge" kavramını duymuş muydunuz? İngiltere'de Oxford ve Cambridge üniversitelerini birlikte tanımlamak için kullanı...
14/06/2026

"Oxbridge" kavramını duymuş muydunuz?
İngiltere'de Oxford ve Cambridge üniversitelerini birlikte tanımlamak için kullanılan bu ifade, uzun yıllardır akademik mükemmeliyetin sembolü olarak kabul ediliyor. Bugün ise İngiltere, Oxbridge'in ürettiği bilgi ve inovasyonu Avrupa'nın en güçlü teknoloji ekosistemlerinden birine dönüştürmeye çalışıyor.
Oxford-Cambridge Growth Corridor adı verilen bölge, son dönemde İngiltere'nin en önemli ekonomik büyüme projelerinden biri haline geldi. Amaç; Oxford, Cambridge, Milton Keynes ve Bedford hattını yapay zekâ, biyoteknoloji, yaşam bilimleri, kuantum teknolojileri ve ileri mühendislik alanlarında dünyanın önde gelen merkezlerinden biri yapmak.
Ancak yatırımcılar açısından önemli olan yalnızca teknoloji yatırımları değil. İngiltere Hükümeti, bölgenin ulaşım altyapısına, araştırma kampüslerine ve yeni konut üretimine milyarlarca sterlinlik yatırım planlıyor. Özellikle East West Rail projesi ile bölgedeki ekonomik entegrasyonun hızlandırılması hedefleniyor.
Gayrimenkul yatırımında uzun vadeli başarı çoğu zaman mevcut binaları değil, geleceğin ekonomik merkezlerini satın almakla mümkün oluyor. Bugün Londra'nın Canary Wharf veya King's Cross bölgelerine baktığımızda, asıl kazananların dönüşümü erken fark eden yatırımcılar olduğunu görüyoruz. Oxford-Cambridge Koridoru da benzer bir hikâye oluşturabilir.
London Partners Realty olarak bu bölgeyi yakından takip ediyor; özellikle Cambridge, Oxford, Milton Keynes ve Bedford çevresinde ortaya çıkabilecek yatırım fırsatlarını araştırıyoruz. İngiltere'de konut yatırımı artık yalnızca Londra'dan ibaret değil. Bazen en değerli fırsatlar, geleceğin ekonomik merkezleri şekillenirken ortaya çıkar.

10/06/2026

2005 yılında Londra'da ortalama bir konut satın alan yatırımcı ile İstanbul'da konut satın alan yatırımcıdan hangisi daha başarılı oldu? İlk bakışta cevap oldukça kolay görünüyor.
Londra'da ortalama konut fiyatı 2005 yılında yaklaşık £244.000 seviyesindeydi. Bugün ise £534.000 seviyesine ulaşmış durumda. Pound bazında ortalama %120'lik bir artış. Ancak gayrimenkul yatırımlarında önemli olan yalnızca fiyat artışı değildir. Düzenli ürettiği geliri de hesaba dahil etmek gerekir.
Türkiye'de de son 20 yılda İstanbul, Ankara ve İzmir'de konut sahibi olan yatırımcılar önemli kazançlar elde etti. Özellikle son yıllarda Ankara'nın gösterdiği performans birçok yatırımcının dikkatini çekmeye başladı. Yatırımcılar çoğu zaman "hangi ülke daha iyi?" sorusuna cevap arıyor. Oysa Londra ile Türkiye aynı oyunu oynamıyor.
Londra daha çok sermayeyi koruma, öngörülebilirlik ve uzun vadeli istikrar sunuyor. Türkiye ise dönem dönem (ama istikrarsız) çok daha yüksek büyüme potansiyeli ve güçlü kira getirileri yaratabiliyor. Bu nedenle doğru soru "İngiltere mi, Türkiye mi?" değil.
Asıl soru şu: Yatırımcı neyi hedefliyor? Düzenli kira geliri mi? Sermayesini döviz bazında korumak mı? Uzun vadeli büyüme mi?
Yoksa bunların bir kombinasyonu mu?
Son 20 yıla baktığımda "en doğru ülke" diye bir kavramın olmadığını görüyorum. Çünkü aynı yatırım, farklı yatırımcılar için tamamen değişik sonuçlar üretebilir.
Bugün London Partners Realty olarak Amerika'dan Avustralya'ya uzanan geniş bir iş ağı içerisinde çalışıyoruz. Bu süreçte hiçbir zaman belirli bir ülkeyi "en iyi yatırım destinasyonu" olarak konumlandırmadık.
Bunun yerine önce yatırımcının hedeflerini anlamaya, ardından o hedefe en uygun çözümü oluşturmaya çalıştık. Çünkü çoğu zaman başarı, doğru ülkeyi seçmekten değil; kendi hedeflerinize uygun yatırımı seçmekten geçiyor.

07/06/2026

2026'nın ilk 5 ayını geride bırakırken İngiltere gayrimenkul piyasasında dikkatimi çeken üç önemli başlık oldu.

1. Planning Reformları Artık Teoriden Pratiğe Geçiyor: hükümet, 1,5 milyon yeni konut hedefi doğrultusunda planning süreçlerini hızlandırmak için ciddi adımlar atıyor. Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinden sosyal konut üretimine kadar birçok alanda reform gündemde.

Bu durum özellikle arazi yatırımları ve planning gain odaklı projeler açısından önemli fırsatlar yaratıyor. Ancak halen altyapı, iş gücü ve finansman tarafında çözülmesi gereken sorunlar var. Bu nedenle her arazi otomatik olarak yatırım fırsatı anlamına gelmiyor.

2. Mortgage Talebi Güçlü Kalmaya Devam Ediyor. Faizlerin son yıllardaki yüksek seviyelerine rağmen mortgage onayları Nisan ayında son 15 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu veri bana şunu söylüyor: Piyasada bekleyen ciddi bir talep var. Alıcılar artık "en düşük faiz gelsin" diye beklemek yerine uygun fırsat gördüklerinde harekete geçiyorlar. Özellikle uzun vadeli yatırımcılar için finansman maliyetinden çok doğru lokasyon ve doğru ürün seçimi önem kazanmaya başladı. Türkiye için de benzer bir ortam söz konusu ama bir takım nedenlerden dolayı istikrarlı bir piyasaya geçmek için daha zaman var.

3. Konut Fiyatları Yatay Seyrederken Kiralar Güçlü Kalıyor. Son aylarda fiyat artışları belirgin şekilde yavaşladı. Hatta Mayıs ayında bazı endekslerde küçük geri çekilmeler görüldü. Buna karşılık kiralık konut arzındaki yetersizlik devam ediyor. İngiltere genelinde kiralar yıllık bazda artmayı sürdürürken özellikle Kuzey İngiltere şehirleri ve bazı bölgesel merkezlerde kira büyümesi hâlâ oldukça güçlü.

Benim açımdan en önemli sonuç şu:

2026'nın ilk 5 ayı, İngiltere gayrimenkul piyasasının "spekülatif değer artışı" döneminden çıkıp daha çok gelir odaklı ve seçici bir yatırım dönemine girdiğini gösteriyor. Bugün yatırımcılar için asıl soru: "Ev fiyatı ne kadar artacak?" değil, "Bu varlık sürdürülebilir kira geliri üretecek mi, güçlü bir talep bölgesinde mi ve uzun vadede değer yaratacak mı?"

Önümüzdeki dönemde özellikle sosyal konut, transitional housing, kira odaklı yatırımlar ve planning potansiyeli olan arazi projelerinin daha fazla konuşulacağını düşünüyorum.

Sizce 2026'nın ikinci yarısında İngiltere piyasasını en çok etkileyecek konu ne olacak? Faizler mi, konut arzı mı, yoksa planning reformları mı?

Address

Ankara

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 19:00
Sunday 09:00 - 19:00

Telephone

05324861480

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when London Partners Realty posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share