05/12/2015
www.ayintapemlak.com
Bankaların soyamadığı tek yer arazilerdi....
Artık onada bişekilde el atıldı...
Yeni sistem ile tarım arazileri “asgari tarımsal arazi büyüklüğü” ve “yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü” biçiminde iki yeni kavram ile tanımlanarak sınıflandırılmış.
Böylece devir, ifraz ve bölünmelerinin önlenmesi amaçlanmış.
Buraya kadar sorun görülmüyor değil mi? Değil.
Uygulamada çok büyük sorunlar yaşanıyor.
Tapu dairelerinde alımsatım işlemleri durmuş.
Bir taneden fazla tarlası olan insanlar, tarlalarını Tarım Bakanlığı’nın izni olmadan satamıyor.
Kurak iklimin yarattığı ürün verimsizliği sonucu, pek çok çiftçinin nakit sıkıntısına düştüğü bir dönemde yapılan bu değişiklik yüzünden tapu dairelerinde ağlayan çiftçiler var.
Çiftçilerin, Tarım Bakanlığı ve İmar Müdürlükleri’nden yazı almaları gerekiyor.
Bu yazı ile arazinin imar plânı kapsamında olduğu taraflarca beyan edilecek ve ilgili belediye/valiliklerden talepte bulunulacak.
Arazi, tarım kapsamında ise satışı gerçekleşemeyecek. Yani, üç tane tarlanız varsa, birini satarak mali dar boğazı aşamıyorsunuz!
Paranız olmadığı için, ekip dikemediğiniz üç tane tarla ile kalakalıyorsunuz
Çözüm, banka kredisi...
Çiftçi kredi alırsa, tarlasını ekebiliyor; ürün alabilirse, kredi borcunu ödeyebiliyor. Ürün alamaz, kredi borcunu ödeyemezse iflâs ediyor ve tarlaya banka el koyuyor.
Bu mudur tarım arazilerini korumanın yolu?
Tarım arazileri yine korunsun ama çare, insanların kendi malı üzerindeki alım-satım hakkını kısıtlamak değil.
Teşvikler, borcun yeniden yapılandırılması, arazilerin yine aktif tarım için kullanılacağının belgelenmesi ve çiftçilik belgesi olanlar arasındaki satışların muaf tutulması gibi önlemler düşünülebilir.
Tarımın zarar görmesinin ilk nedeni; teoride konulan kanunların pratikte çiftçiyi zor durumda bırakması. (AYINTAP EMLAK GAZİANTEP)