14/10/2022
60’lı yıllar, evin baş köşesine kurulmuş radyo, saltanatını tüm hızıyla sürdürüyor, çocukların uzanamadığı bir yerde duran ..
İlk hatırıma gelen henüz çok küçükken, babamın erkenden eve gelmesi, “ Yassıada Duruşmaları” için. Koca evde hiç anlamadığım dilde konuşmalar, babamın ciddi suratı. Sonraki yıllarda, ders çalışmak için erkenden kalktığım saatlerde. Evde herkes henüz uykudayken, düğmesini çevirir ısınmasını beklerdim o günlerde bana ağır hantal gelen Philips marka radyonun. Ders çalışırken ses olsun diye. Tarım Saati. Çiftçilikle ilgili her türlü bilgi, türküler. Annemin sevmediği türkülerle ilk göbek bağım bu saatlerde kesildi sanırım.
En sevdiğim Uğurlugiller, bacı kalfanın değişik Türkçesi, sanki seyrediyormuşuz izlenimini yaratan Türkiye’nin en iyi oyuncuları, Yıldız Kenter’ler, Çolpan İlhan’lar, Genco Erkal’lar, Sema Özcan, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Tevfik Gelenbe. Oyunu yazan Selçuk Kaskan.. Hepiniz hatırladınız değil mi..? Başka.....! Orhan Boran’la Yuki, pazar sabahları Şan Sineması’ndan naklen yayında Münir Nurettin Selçuk. Babamın evdeki sessizliği sağladığı nadir anlar. Dinlerken bazen mırıldanarak okuduğu nakaratlar .
Okuldan kaçırmamak koşarak geldiğim “ Arkası Yarın’lar “, yine ona can veren sesleriyle andığım dublaj sanatçıları.
Erkan Yolaç’la “ Evet / Hayır “
Geceleri sonradan transistörlü radyodan yatağımda dinlerken uyuduğum Engin Arman .. Batı müziği istek programı. Hiç kaçırmadığım. Ankara’dan Jale, Hale, İzmir’den Emine, Bursa’dan Mine diyen sesi. Aykut Sporel’in müzik programı. Hepimizin hayal dünyasını zorlayan, muhteşem “ Radyo Günleri “
Aynı Woody Allen’in filmindeki gibi. Aileyi yaklaştıran, samimi..